Pen Academic Publishing   |  e-ISSN: 2667-5331

Cilt 1 Sayı 1 (Aralık 2018)

Orjinal Araştırma Makaleleri

Tekstil Tasarım Eğitiminde Algoritmik Metotların Uygulanması ve Eğitim Aşamalarında Görülen Aksaklıklar ve Öneriler

Aylin Özcan & Eşref Bülent

ss. 1 - 12

Özet

Türkiye'nin, dünya tekstil pazarındaki payını arttırabilmek için teknolojinin yanı sıra yeni tasarım ürünlerini de sunması gerekmektedir. Yeni tasarım önerilerini yapabilecek olan tasarımcıları yetiştirebilmek için bazı niteliklerde hem fikir olunmalıdır. Bu fikirler belki de tekstil tasarım öğretiminin manifestosunu da oluşturabilir. Bu çalışmaya göre dünya pazarında rekabetçi bir yaklaşım gücüne sahip olan tasarımcılar; yeni fikirlere açık, çağdaş, yaratıcı, rekabetçi, emek ve fikre saygılı, sorumluluk sahibi ve eşgüdümle çalışabilen bireyler olmalıdır. Kısaca tarif edilen tasarımcı eğitimi için öğrenme teorileri incelenmiş ve bilişsel ve yapısalcı öğrenme teorilerinin tasarımcı yetiştirme eğitim ve öğretimi ile örtüştüğü öngörülmüştür. Bilişsel öğrenme teorisinde, öğrenme süreci bireyin dünyayı manalı hale getirmeye yönelik her türlü edimlerinin bir sonucu olduğu belirtilir. Bu edimlerimizde anlamlandırmaya yönelik tüm zihinsel araçların kullanıldığından söz edilir. Yapısalcı öğrenme teorisinde ise, bilginin deneyimlerle yapılandırıldığı, öğrenmenin çevreyi değerlendirmede kişisel bir yorum olduğundan bahsedilir. Öte yandan tekstil sektörü için tasarıma bakışın ne denli matematiksel olursa kurgunun da o denli sağlam olacağı düşünülmektedir. Bu nedenle bilgisayar yazılımlarında yaygın olarak kullanılan algoritmanın tasarımcı eğitimi için de kullanılması matematiksel bir yöntem olarak öngörülmüştür. Algoritmik adımlarda problem en açık şekilde tanımlanır, çözüm işlemi planlanır ve tüm bu adımlar ardışık bir şekilde sürer. Ele alınacak olan öğrenme teorileri ve algoritmik adımlar doğrultusunda giyim tasarımı ve lif sanatı derslerinde uygulanan öğrenme yöntemleri örnek olarak verilecektir. Giyim tasarımı ve lif sanatı derslerinde öğrencilerin, temel matematik bilgilerinin eksik olduğu, işlem basamaklarında atlamalar yaptıkları, çalışmalarında özgünlüğün görülmediği, zorlukla fikir ürettikleri, emek ve fikre çok fazla itibar etmedikleri ve saygı göstermedikleri tespit edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre bu olumsuzlukların Yükseköğrenim öncesi eğitim kademelerinde yanlış öğrenmelerin birer uzantısı olduğu düşünülmektedir. Genel olarak tanımlanmış olan tasarımcı özellikleri her bir bireyin sahip olması gereken değerler olmalıdır. Bu bağlamda, Yükseköğrenim öncesi tüm eğitim kademelerinde seçenekleri çeşitli ve sınırsız, ezberciliğe özendirmeyen ve yönlendirmeyen, fikre ve emeğe saygı gösteren, yaratıcı yönde verilecek bir eğitim önerilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Tekstil, tasarım, tasarımcı, algoritma, eğitim, sanat eğitimi.

Özel Yetenek Sınavına Alan ve Alan Dışından Başvuran Görsel Sanatlar Öğretmen Adaylarının Akademik Başarıları Üzerine Bir Araştırma

Orhan Taşkesen & Selma Taşkesen

ss. 13 - 20

Özet

Bu araştırmada alan ve alan dışından gelen görsel sanatlar öğretmen adaylarının akademik başarılarının (Alan Bilgisi, Genel kültür, Meslek Bilgisi) karşılaştırılması amaçlanmıştır.

Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada çalışma grubu belirlenirken, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada eğitim fakültesi resim-İş eğitimi anabilim dalı (2017-2018 yılında mezun ve mezun durumda 24 kız, 35 erkek) öğrencilerinin YGSP (Yükseköğretime Geçiş Sınavı Puanı), OYSP (Özel Yetenek Sınav Puanı), OBP (Ortaöğretim Başarı Puanı) ve ders notları veri olarak kullanılmıştır. Araştırmada veriler doküman incelemesi tekniği ile elde edilmiştir.

Araştırmada öğrencilerin YGSP, OYSP, OBP ile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla Pearson Korelasyon katsayısı, öğrencilerin alan/alan dışı olma durumuna ve cinsiyete göre akademik başarı farkını test etmek için bağımsız örneklemler t testi, analizi kullanılmıştır.

Araştırmada Genel Kültür, Meslek Bilgisi ve Alan derslerinde alan dışından gelen öğrencilerle alandan gelen öğrenciler arasında anlamlı bir fark olmadığı, cinsiyete göre Meslek Bilgisi derslerinde erkek öğrencilerin lehine anlamlı bir farka rastlandığı görülmüştür.

Ayrıca OYSP puanı ile akademik başarı arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı, YGSP puanı ile Genel Kültür ve Meslek Bilgisi dersleri akademik başarıları arasında pozitif anlamlı bir ilişki olduğu bulgularına ulaşılmıştır.

Araştırmada alan dışından gelen öğrencilerin görsel sanatlar eğitiminde akademik başarı olarak alandan gelen öğrencilerden başarısız olmadıkları, hatta özellikle genel kültür ve meslek bilgisi derslerinde daha başarılı sayılabilecekleri sonucuna varılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Özel Yetenek Sınavı, Görsel Sanatlar Eğitimi, Alan Eğitimi, Genel Kültür, Meslek Bilgisi

Art Education Regarding Design and Nature- Bringing Spatial and Functional Proposals to some Cave Houses in Capadoccia Region Turkey

Pelin Yıldız

ss. 21 - 28

Özet

Art Education is based on variable approaches in a wide vision. Cultural, intellectual, aesthetical, technical, historical etc and many more parameters are subjects to be recognized. The rich and fruitful reflections are being delivered after the use of theoretical and practical work in education.

Historical approaches in design education regarding both theoretical and both analysis work forms the basis of art knowledge. But to assume the most effective practice should be depending on the structure of bringing proposals to historical subjects.

An approach to analysis work should be considered on the basis of architectural usage. Historical monuments could be evaluated by the interaction of parametric design facilities.

Use of computer based technologies in design issues is forming the standards and concept of design also. Parametric design is one of the reflections addressing design in relation with computer aided facilities. Some samples and basic approaches are being analyzed with proposals in design education.

Anahtar Kelimeler: Art Education, Historical Monuments, Cave Houses, Parametric Design, Cave Interiors

Ressamları Konu Alan Çocuk Kitaplarının Sanatla İlişkili Eğitsel Özellikleri

Cansu Yıldız & Mine Canan Durmuşoğlu

ss. 29 - 49

Özet

Çeşitli amaçlarla hazırlanan nitelikli çocuk kitapları okuma kültürünü kazandırmasının yanı sıra, çocuğun bilişsel, sosyal duygusal, motor ve dil olmak üzere bütün gelişim alanları üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Çocuk edebiyatında diğer türlerle karşılaştırıldığında daha az sayıda olduğu görülen sanata, sanat eserlerine ve sanatçılara ilişkin kitaplar, çocukların sanata ilişkin bilgi dağarcıklarına, sanatsal ve estetik duyarlılıklarına katkıda bulunurken, sanata karşı merak ve ilgi duymalarını da sağlayabilir. Araştırmanın amacı ressamları konu alan çocuk kitaplarının biçimsel ve sanatla ilişkili eğitsel özelliklerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden döküman analizi kullanılmış ve elde edilen verilere içerik analizi uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu ressamları konu alan 57 adet çocuk kitabı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanmış “Resimli Çocuk Kitabı Biçimsel Özellikler Formu” ve “Resimli Çocuk Kitabı Sanatla İlişkili Eğitsel Özellikler Formu” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda incelenen çocuk kitaplarının tamamına yakınının sanatçının yaşam öyküsüne ve sanat eserlerinden örneklere yer verdiği,  çocukların estetik duyarlılık geliştirmesine katkı sağlayacak görsellere sahip olduğu ve çocuklara farklı kültürler hakkında zengin bilgiler sunduğu bulunmuştur. İncelenen kitapların büyük çoğunluğunun sanatı zaman içinde değişim ve dönüşüm gösterebilen bir olgu olarak sunduğu, sanatçıları ise insan doğasına uygun olarak güçlü ve zayıf yönleriyle tanıttığı belirlenmiştir. Araştırma sonucunda incelenen çocuk kitaplarının yaklaşık yarısının çeviri yarısının yerli olması sevindirici bir bulgu iken, kadın ve yerli ressamların konu alındığı kitap sayısının azlığı olumsuz bir durumdur. Ayrıca araştırmanın sonucunda bazı kitaplarda yazarların sanat ve sanatçılarla ilgili öznel yargılarda bulunduğu tespit edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: çocuk edebiyatı, çocuk kitapları, sanat, görsel sanatlar, ressamlar

Montessori Yaklaşımı ile Okul Öncesi Çocukların Sanat Eğitimi Yaratıcılıklarına İlişkin İnceleme

Şebnem Noyat, Çağatay İnam Karahan & Ali Osman Alakus

ss. 50 - 61

Özet

Pre-school education is the period in which mind and body development is achieved. This period promotes the socialization of the individual and the development of self-care skills.

The aim of this study is to determine the development of Montessori Approach about creativity in pre-school education. In the arts education classes in the preschool education program, the Montessori Approach was applied to identify creativity in children.Children who continue their education in school realize their hidden abilities. Learns to move out of individuality in the social life of the school. The child begins to learn art education in pre-school period. The Ministry of National Education education trains on arts in the pre-school education program. The practical activities that make up this course play a role in the development of students, psychomotor, cognitive and affective behaviors. In the researches carried out in the related age groups, it was determined that the students' creativity in art education classes enabled them to be active and free in the classes in which Montessori Approach was applied.Maria Montessori, the educational approach; based on experiences, observations, information and research.Montessori developed his method by observing children living in natural environment by observing them.

In this research, descriptive analysis was applied in order to demonstrate the equivalence of the work of Maria Montessor and his scientific qualifications children living in a natural classroom environment have been observed and research has been developed with the notes. The student behaviors within the scope of the research were examined directly in the natural environment and descriptive analysis and qualitative research design were used.The study group consisted of 80 students (38 girls-42 boys) between 48-66 months.   Montessori education with the approach of the research selected from the group of mixed ages 48-66 months and 20 students in creating, traditional (teacher-centered) approach, students are divided into classes according to the 60-month group 48-66 months. Observation form was used to determine the effect of preschool children on art education and creativity development with Montessori approach.

As stated in the discussion section of the article, in other studies on the subject, the effect of the Montessori approach was evaluated in preschool children with and without disabilities. As a result of the analyzes, hyperactive, autistic and normal child initially observed excessive mobility, distractibility, restlessness, not following instructions, frequent crying, frustration and aggression; As a result of the Montessori approach, it was concluded that these behaviors decreased significantly. In this context, it was realized that Montessori approach has a meaningful difference in terms of colors, shapes and works used in art activities due to the comfort, calmness and peace of mind. In researches and literature reviews, as stated by the researchers; when the child behaviors are examined, it can be interpreted that Montessori Approach is effective in decreasing child behavior problems and develops a sense of order and trust in each other.

Students' problems related to the creativity they live in art education; visual and verbal examples given by the teacher. The students were placed in a certain point during the course and reminded the class rules of behavior by the teacher. The most problematic finding about the results of the research is that the students are not free during the course. Students have reduced their creativity.

In various discussions on this subject, it was concluded that in the process of preparing a country's preschool education system, the classroom environment that can meet the students 'own needs and the approaches that make the student more free are important in the students' creativity process.

 

 

Key Words: Montessori Approach, art education, creativity

 

Anahtar Kelimeler: Montessori Yaklaşımı, sanat eğitimi, yaratıcılık

Adnan Turani’nin Sanatta Yaratıcılık Yaklaşımları Üzerine Bir Değerlendirme

Mustafa Salim Aktug

ss. 62 - 66

Özet

 Bu çalışma, Batıya dönük Türk resminin önemli isimlerinden biri olan ressam, yazar, öğretim üyesi Adnan Turani’nin sanat eğitim anlayışının özeti olarak  temellendirdiği dokuz yol gösterici maddeyi tartışmaktadır. Turani, bu maddelerde, sanat öğrencisinin, olaylara kendi gerçekleri açısından bakması gerektiğini; hakim olan beğeni doğrultusunda değil, özgün bir tavırla hareket etmesi gerektiğini; kültürel kaygılar yerine kendi beğeni ve seçimlerini ön planda tutmaları gerektiğini; kendine özgü ve spontone olarak yeni fikirlerin peşinden gitmelerini; lirik ve yalın anlatımı önemsemelerini; konuyu kendi yorumlamaları doğrultusunda sonuçlandırmalarını; zaman içinde aynı konunun çeşitliliğini aramaları gerektiğini; sanatta ‘kendi kendini eğitme’ özelliğini  ön planda tutarak kendi başına denemenin önemini kavramaları gerektiğini; geleneğe karşı duran sanatçıların varlığını bilerek sürekli olarak yürekli bir şekilde çalışmak ve üretmenin önemini kavramalarını tavsiye etmektedir. Sanat eğitimcisinin, sanatçı adaylarını eğitirken, kişisel özelliklerini gözardı etmeksizin onları tutkulu bir çalışmaya yönlendirerek, içsel, özgün ifadelerini görselleştirmeleri yönünde cesaretlendirmelidir.

 Aynı zamanda Adnan Turani’nin öğrencisi olan yazar, hocasından edindiği kişisel gözlem ve deneyimlerini çeşitli yazarların da görüşlerine başvurarak biraraya getirirken, sanatçı olarak üstlendiği rolü, paylaşarak çoğaltmayı ilke edinen sıradışı bir sanatçı eğitimcisinin, eskimeyen görüşlerinin önemini vurgulamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Adnan Turani, Sanat, Eğitim, Yaratıcılık

Batı Sanatı Tarihi Dersinde Dramanın Bir Öğretim Yöntemi Olarak Kullanılmasının Öğrenci Başarısına Etkisi (Resim-İş Eğitimi Ana Bilim Dalı Örneği)

Selin Güneştan

ss. 67 - 83

Özet

Araştırmanın amacı Batı Sanatı Tarihi dersinde alternatif bir öğretim yöntemi olarak dramanın kullanılmasının öğrenci başarısına bir etkisi var mıdır? sorusuna cevap aramaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim-İş Eğitimi Ana Bilim Dalı 2. sınıfta lisans eğitimi gören ve Batı Sanatı Tarihi dersini alan toplam 20 öğrenci oluşturmaktadır. Batı Sanatı Tarihi dersi kapsamında Barok resim sanatı ile sınırlandırılan araştırma, ön test-son test modeline dayanmaktadır. Öğrencilerin hazırbulunuşluklarını ölçmek amacıyla uygulama (Drama Yöntemi) öncesi ön test, dönem sonunda ise drama yönteminin öğrencilerin başarılarına olan etkisini ölçmek amacıyla son test yapılmıştır. Son testin ardından öğrencilerin yönteme yönelik memnuniyetlerini ölçmek amacıyla memnuniyet anketi uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; öğrencilerin Batı Sanatı Tarihi dersi kapsamında verilen Barok resim sanatı konusuna hazırbulunuşluklarının düşük olduğu saptanırken; son test ve fark sonuçlarına göre Batı Sanatı Tarihi dersinde bir öğretim yöntemi olarak kullanılan dramanın öğrencilerin başarılarında oldukça ciddi bir artışa neden olduğu tespit edilmiş ve bu bulgudan hareketle dramanın düz anlatım yönteminden daha etkili bir öğretim yöntemi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin memnuniyet anketine vermiş oldukları cevaplardan da drama yöntemiyle yapılan öğretimin başarıları ve düşünceleri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu saptanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Sanat Tarihi, Batı Sanatı Tarihi, Drama, Akademik Başarı

Hücrelerin Renkleri

Esin Gürsoy

ss. 84 - 89

Özet

Introduction: Gifted students are individuals who learn knowledge more rapidly than their peers (Science and Art Centers Introductions, 2016). So these gifted students need specific learning domains which are constructed according to their acceleration on the basis of specific programming options (Rogers, 2007). These specific programming options give opportunity to gifted students for learning with their like ability peers in schools designed for gifted students (Science and Art Centers Introductions, 2016).

Purpose: So the purpose of this research is to integrate science to art as a specific programming option for the education of the gifted then to make them learn the knowledge much more permanently.

Method: This research was conducted with 11 gifted students guided by three gifted peers in 2018 - 2019 academic year at a school for the gifted in Ankara providence through 16 lessons period as a specific programming option. As one of the qualitative designs, case study was utilized. As data collecting tools, student painted drawings, semi-structured interview forms and participant observer notes were used. The data collecting tools content validity was checked by a science teacher and an art teacher. Throughout the application process, first the gifted students were shown the microscopic pictures of two different cells. And then the gifted students drew the cells on canvas with acrylic color. Three gifted peer students guided the process. After the application process, semi-structured interviews were made with the gifted students for making them evaluate the whole process. Two different participant observers’ field notes were taken and cross-comprised too. The gathered data analyzed by content analysis and descriptions. For content analysis codes and categories were constructed and then frequencies were calculated.

Findings: The student constructed paintings were analyzed on the basis of content analysis. It was found that the drawings of the students were about plant cells (f:6) and protista cells (f:5). The paintings were evaluated as scientifically true modeled (f:9) and partly scientifically modeled (f:2). The cells drawn by the students were ciliated (f:7) and non-ciliated (f:4). Some of the cell drawings contained nucleus (f:5), while some others not (f:6). All of the gifted students’ drawings contained a cell membrane (f:11). And some of the gifted students drew the organelles properly (f:9) while some others not (f:2).  Semi-structured interview forms data for evaluating the whole process from students’ perspective analyzed by content analysis too. It was found that the gifted students had not had such a learning experience before (f:10) except one gifted student. The gifted students thought that the application process was amusing (f:11). They also thought that the application process made them learn knowledge by the means of the terms (f:9) and by easily (f:4). They said the integration of science to art made them work collaborately (f:6) and made them think creatively (f:6). Also two different participant observer field notes cross-comprised and then descriptions were made such as that the collaborate working made the gifted students much more active. According to the notes the gifted students criticized each others’ thinking strategies thorough the collaborative working so could think and draw creatively.  The notes also lightened that the gifted students could use the colors and brushes properly too.

Conclusion, Discussion and Suggestions: This research made gifted students integrate science to art by the help of the drawings of different cells’ microscopic views which concluded meaningful learning and creativity. So the research modeled how to make a specific programming option for the education of the gifted students for gifted students’ educators. For further studies different programming options for making gifted students integrate science to art could be offered.

Anahtar Kelimeler: The education of the gifted, integrating science to art, specific programming options, creativity.

Z Kuşağı Güzel Sanatlar Fakültesi Öğrencilerinin Sanat Tarihi Dersleri için Öneriler

Duygu Şahin

ss. 90 - 97

Özet

Bu bildirinin amacı, Z Kuşağı güzel sanatlar fakültesi öğrencilerinin sanat tarihi dersine yaklaşımları doğrultusunda dersin işleniş şeklini tekrar gözden geçirmek ve yeni öğretim yöntemlerine ilişkin -bazıları yazarın kendi pedagojik deneyimlerine dayanan- öneriler sunmaktır.
   Ne zaman başlayıp ne zaman bittiğine dair görüşler değişse de, genelde 1990'ların ortası ile 2000'lerin ortasında doğan kuşak Z Kuşağı olarak adlandırılmaktadır. Bu kuşağın en belirgin özelliği, teknoloji ve sosyal medyanın gündelik yaşamında önemli bir yer tutmasıdır. Ne var ki bu aynı zamanda eğitimcilerin Z Kuşağı'ndan öğrencilerle çalışmasını zorlaştıran bir özelliktir.
     Z Kuşağı'ndan öğrenciler hedef odaklıdırlar, ancak internette buldukları bilginin ne kadar doğru olduğundan ziyade, ne kadar hızlı bulabildiklerine odaklanlanmışlardır. Aynı anda birden fazla etkinliği sürdürebilirler, ama bu birden fazla görevi eş zamanlı olarak başarıyla tamamladıkları anlamına değil, birbiriyle çok da ilgili olmayan bir etkinlikten diğerine çok kısa bir sürede geçebildikleri anlamına gelir. Dikkat süreleri 7 ila 10 dakika arasıdır, ki bu da eleştirel düşünce ve analize olanak tanımaz. Buna güzel
sanatlar öğrencilerinin teorik derslere gösterdikleri kayıtsızlık eklenince, atölye dışı derslerde farklı anlatım teknikleri üzerine yeniden düşünülmesinin gerekliliği ortaya çıkar.
   Farklı kuşaklar, farklı özelliklere sahip olduğu için farklı öğrenme stillerine ihtiyaç duyarlar. Peki Z Kuşağı'ndan güzel sanatlar fakültesi öğrencileri için ilgi çekici bir sanat tarihi dersi nasıl olmalıdır? İnsanların milyonlarca yıldır severek yaptıkları hikaye anlatımı bu noktada çözüm olabilir. Fakat dikkat aralığı çok kısa olan Z Kuşağı güzel sanatlar öğrencileri için iyi bir hikaye biraz da tüketmeye alışkın oldukları formata, YouTube videolarına benzemelidir. Sanat tarihi dersi inişleri ve çıkışları olan bir anlatıymışçasına ele alınmalı, az sayıda çarpıcı görsel örnek popüler kültür ögeleriyle beslenmeli ve daha anlatının başında öğrenci derse çekilmelidir. Bu esnada fayda odaklı bu kuşağa dersle birlikte hangi becerileri edenecekleri detaylı bir şekilde anlatılmalı, ders içi etkinlik ve ödevlerde internet kullanımını yasaklamak yerine veri analiz ve doğrulama yöntemleri ile online veri tabanıyla araştırma yöntemleri üzerinde durulmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Sanat tarihi dersi, sanat eğitimi, güzel sanatlar fakültesi, Z Kuşağı, hikaye anlatımı

Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Öğrencilerinin Pedagojik Formasyon Programına İlişkin Görüşleri

Suzan Duygu Bedir Erişti

ss. 98 - 112

Özet

Bu araştırmanın amacı görsel sanatlar alanındaki öğretmen adaylarının Eğitim Fakültelerinde açılan pedagojik formasyon programına ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırma nitel araştırma paradigmasına dayalı temel yorumlamacı nitel araştırma modeline dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede araştırmada katılımcıların görüşleri yaşadıkları deneyimler ve bu deneyimlere dayalı öngörülerini yorumlamaları çerçevesinde belirlenmiştir. Bu amaçla araştırma verileri 2015-2016 güz döneminde Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nde araştırmacı tarafından yürütülen Bilimsel Araştırma Yöntemleri dersi kapsamında 34 öğretmen adayından elde edilmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Ölçüt örnekleme yöntemi belirlenen ölçütleri katılımcıların karşılama durumlarına göre işe koşulmaktadır (Yıldırım ve Şimşek, 2006:112). Bu araştırmada ölçüt katılımcıların Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü öğrencileri olması ve deneyimsel bakış açılarını hem gözlem hem de öngörüleri çerçevesinde ortaya koyabilmeleri amacıyla 2. ve 3. Sınıf öğrencileri olmalarıdır. Araştırma verileri sosyal paylaşım ağları aracılığı ile ve açık uçlu sorulardan oluşan anket formları aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde nitel araştırma yöntemlerinden içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının pedagojik formasyon programına yönelik görüşleri mesleki inanç düzeylerinin negatif bağlamlar içermesine dayalı olarak çoğunlukla olumsuz ve eleştirel bir bakış açısı ortaya koymaktadır.

Anahtar Kelimeler: Güzel Sanatlar Eğitimi, Öğretmen Eğitimi, Pedagojik formasyon.

İşbirlikli Öğrenmenin Görsel Sanatlar Öğretmen Adaylarının Problem Çözme Becerilerine Etkisi

Oguz Dilmac & Mehmet Budancamanak

ss. 113 - 126

Özet

Bu araştırmanın amacı, işbirlikli öğrenmenin görsel sanatlar öğretmeni adaylarının problem çözme becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Ön-test son-test deney kontrol gruplu yarı deneysel deseni ile gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 öğretim yılı güz yarıyılında bir devlet üniversitesinin güzel sanatlar eğitimi bölümü resim iş eğitimi öğretmenliğinde öğrenim gören 64 öğretmen adayı oluşturmaktadır.

Araştırmada verilerin elde edilmesinde Heppner ve Peterson tarafından geliştirilen ve Şahin, Şahin ve Heppner tarafından Türkçe’ye uyarlanan problem çözme envanteri kullanılmıştır. Dersler deney grubunda İşbirlikli Öğrenme yaklaşımına uygun olarak, kontrol gruplarında ise geleneksel öğretime dayalı olarak işlenmiştir.

Deney ve kontrol gruplarında yer alan katılımcıların veri toplama araçlarından elde edilen puanlarının normal dağılıma sahip olup olmadığını belirlemek için Shapiro-Wilk normallik testi ile basıklık-çarpıklık (kurtosis-skewness) değerleri incelenmiştir.

Bulgular işbirlikli öğrenme yaklaşımının görsel sanatlar öğretmen adaylarının problem çözme becerilerine yönde etki ettiğini göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: İşbirlikli öğrenme, problem çözme, görsel sanatlar eğitimi, resim-iş eğitimi

Sanat Eğitiminde Alternatif Bir Yöntem Olarak “Sanatla Terapi ve Uygulamaları”

Emine Teker

ss. 127 - 139

Özet

Sanat geçmişten günümüze insanların kendilerini ve çevrelerini anlama ve düşüncelerini aktarmada önemli bir rol üstlenmiştir. Sanat yoluyla insanların duygu, düşünce ve yeteneklerini kapsayan yaratıcı etkinlikler sanat eğitimi olarak tanımlanmaktadır. Sanatla terapi ise her yaştan her bireyle uygulanabilen ve bireylerde sanat yoluyla olumlu bir gelişme amacıyla yapılan sanat faaliyetleri olarak özetlenebilir. Bu sanat faaliyetleri resim, müzik, tiyatro, sinema, dans ve hareket gibi faaliyetlerdir. Gün geçtikçe çağdaşlaşmanın gereği olarak sürekli değişen ve gelişen dünyada öğretim yöntemleri de yeni neslin ihtiyaçlarına göre değişiklik göstermektedir. Sanat eğitiminin öğretimi de bu değişimden etkilenmekte, geleneksel ve kalıplaşmış yöntemlerin yerini bazı yeni çağdaş öğrenme yöntemleri almaktadır. Sanatla terapi de bu yöntemlerden bir tanesi olarak sayılabilir. Dünyada 19. Yüzyılın ortalarından itibaren kullanılmaya başlayan “Sanatla Terapi” ülkemizde yeni sayılabilecek bir kavramdır. Temelinde kişilerde iyileşme ve rahatlama sağlama yatan bu yöntemin özellikle de son yıllarda yaşanan olumsuzluklar (savaşlar, göçler, ekonomik bunalımlar vb.) göz önüne alındığında insanların sanat yoluyla rahatlamaları için alternatif bir yöntem olarak öneminin arttığı söylenebilir. Tüm bu düşüncelerden hareketle araştırmanın amacı; sanat eğitiminde sanatla terapi yönteminin nasıl kullanılabileceğini yapılan uygulamalarla açıklamaya çalışmak olarak özetlenebilir. Bu araştırma ile Sanatla Terapi konusunda yayınlanan araştırma, tez, makale ve kitaplar incelenerek kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu Harran üniversitesi Resim İş Öğretmenliğinde Okuyan “Özel Öğretim yöntemleri II” dersini alan 40, “Müze Eğitimi ve Uygulamaları” dersini alan 10, “Topluma Hizmet Uygulamaları” dersini alan 10 öğrenci olmak üzere toplam 60 öğrenci oluşturmaktadır. Derslerin Öğretim programlarına ve amaçlarına uygun hazırlanmış toplam 4 haftalık sanatla terapi uygulamaları gerçekleştirilmeye çalışılmış ve elde edilen kazanım ve gözlemler araştırmacı tarafından kavramsal veriler ışığında yorumlanmaya çalışılmıştır. Uygulanan 3 sanatla terapi projesi sonucunda; sanat eğitiminde sanatla terapi yönteminin geniş bir alanda kullanılabileceği, bu yöntemle öğrencilerin yaparak yaşayarak aktif bir öğrenme sağladığı gözlemlenmiştir. Araştırma sonucunda; sanatla terapi alanında Türkçe kaynakların ve yetişmiş uzmanların sayılarının az olması nedeniyle arttırılması önerilmektedir. 

Anahtar Kelimeler: Sanat, Sanat Eğitimi, Sanatla Terapi, Yöntem

Çağdaş Sanat Eğitiminde Frig Vadisi Uygulamaları ve Değerlendirmeleri

Selma Şahin & Selda Mant

ss. 140 - 156

Özet

M.Ö. 12. yy. da Ege göçleri ile Anadolu’ ya geldikleri düşünülen Frigler, Anadolu kültür ve sanatında  kendine özgü kimliği ile derin iz bırakmış büyük bir medeniyettir. Anadolu toprakları üzerinde yaklaşık 3000 yıl yaşamış olan bu medeniyetin izlerini Frig Vadisi’nde görmek mümkündür.

Günümüzde “ İKİNCİ KAPADOKYA: FRİG VADİSİ” olarak bilinen bu bölge, Kütahya, Eskişehir ve Afyonkarahisar illerinin ortak tarihi ve kültürel mirasını oluşturmaktadır. Frig Vadisi; efsaneleri, anıtları, kaya kültleri ile keşfedilmesi gereken gizemli bir bölgedir. Kapadokya ile kıyaslandığında, Frig Vadisi’nin tanıtımına ihtiyaç olduğu düşüncesinden hareketle “Frig Vadisi’ne Sanat Yoluyla Dokunmak” (Proje No:2016-13) adlı Bilimsel Araştırma Projesi yapılmıştır. 2016-2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu proje Dumlupınar Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiş olup, Güzel Sanatlar Fakültesi adına projede görev alan 15 lisans ve 14 yüksek lisans öğrencisinin çalışmalarından oluşmaktadır.

Projenin amacı, Frig Vadisi tarihi ve kültürel mirasına sanat yoluyla dikkatleri çekmek, sanat eğitiminde genç bireyleri yaşadıkları şehir ve bölgenin kültürel mirasına sanat aracılığı ile duyarlı hale getirmek, eserlerinde estetik bir bakış açısı ile özgün yorumlamalar yapmalarını sağlamaktır. Nitel tarama modelinde gerçekleştirilen bu çalışmada gezi, gözlem ve uygulama yöntemlerinden faydalanılmıştır. Uygulama çalışmalarında, resim (akrilik ve yağlıboya) ve baskı resim (linol ve gravür) teknikleri ile çalışmalar yapılmıştır.

Proje kapsamında 59 eser üretilmiş olup, bu çalışmada 42 esere yer verilmiştir. Eserlerde Frig Vadisi’nden izlenimler, Frig seramik formları, motifler, ana tanrıça “Kybele”, Frig kabartmaları kullanılarak özgün yorumlamalar yapılmıştır. Eserler Ankara, Kütahya, Eskişehir ve Afyonkarahisar illerinde sergilenerek Frig Vadisi’nin sanat yoluyla tanıtımına katkı sağlanmıştır. Anadolu da yaşamış farklı uygarlıkların kültürel mirası sanat eğitiminde konu olarak ele alınabilir. Frig Vadisi’nin tanıtımına yönelik sanat eğitiminde farklı nasıl projeler geliştirilebilir?

Anahtar Kelimeler: Frigler, Frig Vadisi, Çağdaş Sanat Eğitimi Phrygian, Frig valley, cultural heritage

Çağdaş Sanat Eğitiminde Yeni Eğilimler

Süleyman Akgün

ss. 157 - 163

Özet

1960 sonrası dönemde tüm dünyayı saran toplumsal hareketler sonucu, özellikle sosyal bilimlerin tüm alanlarında karşılaşılan etkin bir değişim meydana gelmiştir. Bu değişim, ortak bir hareket biçimi ile eğitimi merkeze almıştır. Eğitim bilimlerinde yapılandırmacı yaklaşımın ağırlık kazandığı bu dönemde, sanat eğitimi de postmodern yaklaşımın etkisinde kalmıştır.

        Eğitim açık bir sistemdir ve sanat eğitiminin de bu açık sistem içerisinde, çağın toplumsal, kültürel, teknolojik ve sanatsal değişimlerine göre şekillenmesi kaçınılmazdır. Bu çalışmada, genel olarak eğitimde ve özelde sanat eğitiminde meydana gelen bu değişim ve şekillenme, sanat eğitiminin değişen eğilimlerini ortaya koyacak biçimde ana başlıklar ve temalar altında toplanarak açıklanmaya çalışılmıştır. Bu temalar altında; disiplin temelli sanat eğitimi, görsel kültür çalışmaları, çokkültürlülük ve çoğulculuk, bir mikro söylem olarak öğrenci ve yapılandırmacılık, metaforların kullanımı, postmodern sanat eğitimi yaklaşımı, sanat eğitiminde sınırların genişletilmesi olgusu, sanatsal uygulamalarda ve öğretiminde farklılaşmalar gibi alt başlıklarla çağdaş sanat eğitiminde ortaya çıkan eğilimlere değinilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Çağdaş sanat eğitimi, Yapılandırmacı yaklaşım, Postmodernizm

Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programı’nda  Müze Eğitimi ile İlişkilendirilen Öğelerin İncelenmesi

Kadriye Tezcan Akmehmet

ss. 164 - 177

Özet

Görsel Sanatlar Derslerinde müzelerin kullanılmasını etkileyen “öğretmenlerin müzeleri kullanma konusundaki bilgi ve becerileri”, “müzelerin okullara sunduğu eğitim programları”, “konu ile ilgili yayınlar”, “çeşitli kurum ve kuruluşların gerçekleştirdiği çalışmalar”, “öğretmen kılavuzları” gibi pekçok öğe vardır; ancak dersin öğretim programı merkezde yer almaktadır. Öğretim programında yer alan amaç ve hedefler, kazandırılacak bilgi ve becerilere göre ders ve dolayısıyla müzelerin kullanımı biçimlendirilmektedir. Bu nedenle programın müzelerden öğretim amaçlı faydalanılmasına yönlendirmeler yapması ve görsel sanatlar öğretiminde müzelerin kullanımının açık ve net olması gerekmektedir.

Bu çalışmanın amacı ilkokul ve ortaokul ‘Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programı’nda müzelerin kullanımının incelenmesidir.  Bu amaca yönelik olarak müze eğitimi uygulamalarıyla ilişki kurulan öğeler belirlenerek bu öğelerle nasıl bir ilişki kurulduğu ve müze eğitimi uygulamalarının gerçekleştirilmesine yönelik yöntem önerileri incelenmiştir.

Bu çalışma genel olarak tarama modeline dayalı betimsel bir çalışmadır.Doküman incelemesi yöntemi ile 2018 “İlkokul ve Ortaokul Görsel Sanatlar Eğitimi Dersi Öğretim Programı'ndaki müze eğitimi ile ilişki kurulan öğeler belirlenmiştir. Daha sonra ilkokul ve ortaokul için ayrı ayrı Kültürel Miras Öğrenme alanı altında yer alan kazanımlar araştırma soruları kapsamında belirlenen öğelerle ilişkili olarak analiz edilmiştir.

2018 Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programı’nda müze eğitimi ilişkilendirmenin Programın ‘öğrenme alanı’, ‘amaç’, ‘kazanım’ ve ‘içerik’ öğeleri ile kurulduğu görülmektedir. Programda müze eğitimi ile ilişki kurulan alan, ‘Kültürel Miras‘ öğrenme alanıdır. Ancak Programda ‘Kültürel Miras’ öğrenme alanında yöntem olarak müzeleri nasıl inceleyecekleri ve görsel sanatlar ile ilişkilendirecekleri konusunda yeterli açıklama bulunmamaktadır. Aslında “Görsel İletişim ve Biçimlendirme’ ile ‘Sanat Eleştirisi ve Estetik’ öğrenme alanında yer alan pek çok kazanım ve açıklamalarla müze eğitiminin ilişkilendirilmesi yapılabilir. Aynı durum ‘Kültürel Miras’ öğrenme alanı için de söz konusudur. Programda yer alan tüm öğrenme alanlarının farklı kazanımlarıyla ve bu kazanımlara yönelik etkinlik örnekleriyle müzelerin eğitimde kullanılmasına yönlendirme yapılması gereği görülmektedir. 

Müze eğitimi ile ilişki kurulan kazanımları incelediğimizde ‘içerik’ olarak müze eğitiminin yanısıra müzecilikle ilgili kendi kültürünü tanıma’, ‘farklı kültürleri tanıma’, ’kültürel miras, ’kültürlerarası eğitim’ gibi kavram ve konuların yer aldığı görülmektedir. Programda görsel sanatlar eğitiminde müze eğitimi ile ilişkili olarak uygulamalar konusunda yöntem açısından yeterli yönlendirme yapılmadığı görülmemektedir. 2018 Görsel Sanatlar Ders Öğretim Programı öğelerinin müze eğitimi ile ilişkilendirilmesinin yeterli olmadığı ve geliştirilmesi gerektiği düşünülmektedir.  

Anahtar Kelimeler: görsel sanatlar eğitimi, müze eğitimi, görsel sanatlar dersi öğretim programı

Tüm Sayılar

Cilt 1